Süpervizyon, mesleki çalışmanın kalitesini güvence altına almaya ve geliştirmeye hizmet eden bir yöntemdir. Özel ve mesleki yaşamımızdaki davranışlarımız her zaman büyük ölçüde bilinçdışından etkilenir. Bu nedenle bilinçdışı fanteziler, arzular, kaygılar ve kendimiz ve başkaları hakkındaki varsayımlarımız; algımızı, yaşantımızı ve davranışlarımızı etkiler. Bu durum hastalarla veya danışanlarla yürütülen çalışmalarda geçerlidir. Psikanalitik süpervizyonun amacı, yaşantımızı, anlamlandırmamızı ve davranışlarımızı belirleyen bu bilinçdışı etkenleri görünür hale getirmek ve kişinin kendisi ve başkaları hakkında öğrenme süreci içerisinde, hastaların veya danışanların tedavisi ya da onlarla yürütülen çalışmadaki süreçleri optimize etmektir.
Psikanalitik süpervizyon, bireysel süpervizyon şeklinde gerçekleştirilebileceği gibi, bir ekip içinde veya mesleki koşulları farklı olmakla birlikte benzer olan kişilerden oluşan bir grupta grup süpervizyonu şeklinde de yürütülebilir. Psikanalitik süpervizyonla, diğer bilimsel yaklaşımların yanı sıra özellikle psikanalizi bir bilgi ve kavrayış bilimi olarak kullanarak içsel-ruhsal (intrapsişik) süreçleri bireysel olarak çalışan meslektaşlarımda ve küçük ölçekli (en fazla 5 katılımcıdan oluşan) gruplarda ortaya çıkan süreçleri katılımcılarla birlikte anlamaya çalışıyorum.
Psikanalitik Süpervizyonun Özellikleri
Psikanalizin temel bulgularından biri hem destekleyici hem de engelleyici nitelikteki çok sayıdaki sürecin bilinçdışı olarak gerçekleştiğidir. Bunlardan çalışmanın iyileştirilmesi amacıyla yararlanabilmek için öncelikle anlaşılmaları gerekir.
Özellikle insanlarla çalışan meslek mensuplarında, kişinin kendi kişiliği —bilinçli ve bilinçdışı yönleriyle— önemli bir etken ve dolayısıyla büyük önem taşır. Kişinin farkındalığı ne kadar yüksekse, yani kendisi hakkında ne kadar iyi bilgi sahibiyse, kişiliğinin etkisini işinin başarılı olması yönünde o kadar iyi kullanabilir.
Grup içinde psikanalitik süpervizyon, gruplarda gözlemlenebilen şu olgudan yararlanır: Bilinçdışı sorunlar, grup içinde ortaya çıkan grup süreci aracılığıyla görünür hale gelir ve bu süreç tarafından “yansıtılır”. Bir süpervizyon grubunda bilinçdışı dinamik deneyimlenebilir ve fark edilebilir hale geldiğinde, çözüm yolları geliştirilebilir ve daha sonra uygulamaya aktarılabilir. Bu çözüm ve içgörülerin uygulamaya geçirilmesiyle elde edilen deneyimler de, yeniden, süpervize edilenin klinik çalışmasına taşınabilir.
Bu çalışma biçiminin kısaca açıklanması, psikanalitik süpervizyonun ilgili grubun gelişimini de beraberinde getirdiğini anlamayı mümkün kılar: Birbirleriyle ilişkide açıklık ve güven, ancak zaman içerisinde gelişir; ancak bir kez oluştuğunda hem bireyin hem de bir bütün olarak grubun günlük çalışmalarında üzerine inşa edebileceği bir temel oluşturur.
Psikanalitik süpervizyon, psikanaliz bir terapi yöntemi olarak ortaya çıkmış olsa da, danışmanlık kisvesine bürünmüş bir psikoterapi değildir; psikanalitik süpervizyon, ister bireysel süpervize edilene isterse grup süpervizyonuna katılan tek tek üyelere yönelik terapötik müdahaleler yapmak amacı taşımaz.
Psikanalitik süpervizyonun olağan eşlik eden etkilerinden biri, katılımcıların kendi düşünme ve hissetme biçimlerinde, yani kişiliklerinde, süpervizyondan etkilenmeden kalmamalarıdır. Psikanalitik süpervizyonun tetiklediği kişisel olgunlaşma süreçleri, çalışma üzerinde son derece iyileştirici etkiler yaratabilir.
Bu nedenle özellikle bağımsız ve kendi sorumluluğunu üstlenerek çalışmaya büyük önem veren bireyler ve küçük gruplar psikanalitik süpervizyona değer verecek ve bundan yararlanabilecektir.
Grup Süpervizyonu Katılım Koşulu
Bunun ön koşulu, süpervizyon kapsamında ele alınan tüm içeriklerin gizliliğinin korunmasıdır. Bu durumda mesleki sır saklama yükümlülüğü, doğal olarak süpervizyon grubuna katılan tüm kişiler için de geçerlidir. Bu yükümlülük, kişinin gruba katılımının sona ermesinden sonra da hatta katılımcılardan birinin ölümünden sonra dahi devam eder.